Art-Thessaloniki_728x90.jpg.jpg

Frieze Sanat Fuarı'nda Aklımda Kalanlar | Yazan Nurdan Ateş

Frieze Sanat Fuarı'nda Aklımda Kalanlar | Yazan Nurdan Ateş
Nurdan Ateş 22.10.2018

Ağaçların yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya çaldığı, Ekim ayında dökülen yaprakların çimenleri şık bir örtü gibi kapladığı Regents Park; her sene Eylül ayı sonunda hummalı bir çalışmaya ev sahipliği yapıyor. Parkın bir bölümü geçişe kapatılarak, dünyanın en saygın sanat fuarlarından biri olan Frieze Art Fair London için çadırlar kurulup, hazırlıklar başlıyor. Frieze Art Fair, Frieze Masters 2 ayrı çadırlarda, ön izlenimi 3 Ekim olmak üzere 4-7 Ekim arası kapılarını koleksiyonerlere ve sanatseverlere açıyor. Frieze Sculpture bünyesinde bu sene sergilenen 25 eser Regent’s Park “English Gardens“ bölümünde 4 Haziran 2018 tarihinden 7 Ekim tarihine kadar halkın beğenisine ücretsiz olarak sunuldu.



İngiltere’de ‘kadınların oy kullanma’ hakkının verilişinin 100. senesi olması sebebiyle “KADIN” vurgusuna dikkat çekilmekteydi. Frieze London ana sponsoru, dünyanın en geniş kurumsal koleksiyonuna sahip olan Deutche Bank; küratörlüğünü Tracy Emin‘in yaptığı, kadın sanatçıların eserlerinden oluşan “Another World” isimli sergisini fuar alanında davetlilerinin beğenisine sunuldu.

Sergilenme suresinde eriyen,degisime ugrayan kisaca ‘stabil olmayan’ calismalari ile tanidigimiz sanatci Urs Fischer’in ,içi sebze dolu bir buzdolabı üzerinde ,elindeki telefona bakan ,İtalyan küratör Francesco Borani’nin büyük boyutlu balmumu heykeli ile salona girmis oldum.


Urs Fisher, Francesco, 2017

1978 İngiltere doğumlu Idris Khan’ın 3 tane eseri Viktoria Miro Galeri’de sergilendi. Eserlerinde sanat, tarih, edebiyat gibi geniş kapsamlı kültürel kaynaklardan, dinsel metinlerden ilham alan sanatçı; insanoğlunun tarih boyunca yaşadığı, deneyimlediği ve hatta hikaye ettiği tüm olayları, soyut ve figüratif imgelerle harmanlayarak, tüm zamanı içinde bulundurabilirmişcesine çalışmalarına aktarmış.


Idris Khan, “Nothing to Believe,2018” Victoria Miro Galeri

Lehmann Maupin Galeri, Portekiz asıllı Otavio ve Gustavo Pandolfo ikizler; OSGEMEOS’un çalışmalarına yer vermişti. Kardeşlerin rüyalarında gördükleri imgeler, aile içinde yaşadıkları olaylar, Sao Paulo’nun sosyal ve politik koşulları, Brezilya’nın kendine öz folklör havasıyla, ikizlerin gözünden, sarı yüzlü, eğlenceli figürlere yansıtılmıştı. Graffiti, resim ve 3 boyutlu eserleri ortalama 130.000 -150.000 Dolar değerindeydi.


Gramophone, 2016


“Irrevoice” by Osgeomeos

Fuarda yerleştirme açısından en zorlu çalışma kuşkusuz Galerie Kamel Mennour Galeri’nin sergilediği 30 tondan fazla ağırlığı ile 1968 doğumlu sanatçı Tatiana Trouve’nin “Shaman” ağacı oldu . 650.000 Euro değer biçilen eser, 1,2 tonluk bronz ağaç, mermer ve su tanklarından meydana gelmekteydi.



Tatiana Trouve ''The Shaman'', 2018

Frieze London ‘Social Work’ kapsamında, 1980 ve 90’ların küresel, sosyal ve politik parçalanmalarına cevap olarak ortaya çıkan sanat akımına ait 8 kadın sanatçının monografik eserleri yer aldı. Pi Artworks Londra/İstanbul aracılığıyla İpek Duben’in özel davetli 8 kadın sanatçı arasında yer almış olması biz Türkler adına gurur vericiydi.80’li yılların Türkiyesi’nde, siyasi karışıklık, köyden kente göç, ekonomik sıkıntılar ve askeri darbenin yaşandığı dönemi sorgulayan sanatçı, içi boş, başı olmayan bir elbise ile tasvir ettiği ikonik Şerife serisi bana 80’lerin meşhur “Kadının adı yok” sloganını hatırlattı.



İpek Duben, Manuscript, 1994

Resim ve heykeli birleştirerek görsel açıdan zengin ve farklı eserlere imza atan 1944 Gana’lı sanatçı El Anatsui eserlerinde, geri dönüşümlü malzemeler kullanarak tüketim, kaynak kullanımı ve çevrecilik gibi konulara da bir bakıma vurgu yapmış. Şişe kapaklarını eğip büküp, bakır tellerle birleştirilmesini; resim ve heykelin evliliği olarak yorumlayan sanatçı, farklı formlara çevirdiği kapakları kullanarak, adeta parlak brokar bir kumas efekti yarattığı dev boyutta duvar süslemeleri yapmış.
 


Default 2016, Goodman Galeri'de.

Geleneksel Kore kültüründe çömlek ve porselen sanatındaki mükemmeliyetçilik ve bundan ötürü en değerli parçaların ufak kusurlarına rağmen imha edilmesi; genç sanatçı Yee Sookyung‘a ilham veriyor. Kusurları sebebiyle parçalanan seramikleri 3 boyutlu bir puzzle titizliğiyle bir araya getirerek geleneksel Japon sanatı Kintsugi gibi 24k altınla birleştiren sanatçı, bu eserlerine Dönüşen Vazo “Translated Vase” ismini vermiş. Yaşamın zorlukları ile mücadele eden ve acıların üstesinden gelen insanların olgunlaşıp, güzelleştiğine bir gönderme yapmış bu vazolar.


Yee Sookyung, Transleted Vase - 2016, Galerie Hyundai

İlgimi çeken başka bir çalışma ise, Glenn Kaino‘nun “Bridge (Turn)” eseri oldu. Bilgisayar Mühendisliği eğitimi alan heykeltraş, sosyo-politik eleştiri içeren eserlerinde dijital medyayı kullanarak teknoloji ve sanat arasında bir denge oluşturmuş. “Bridge (Turn)” çalışmasında ,1968 Olimpiyatları’nda ABD için yarışarak ülkesine altın madalya ve bronz madalya kazandıran siyahi atlet Tommie Smith ve Jhon Carlos‘un; ırkçılığı, adaletsizliği protesto etmek için kürsüye yalın ayak çıkıp, tek ellerine geçirdikleri siyah eldivenleri yumruk şeklinde kaldırışlarını, konu almış. Çalışmasında sonsuza uzanan derinlik hissiyatı beni oldukça etkiledi.



Glenn Kaino - Bridge (Turn) 2018, Galerie Kavi Gupta.
 

Yaldızlı duvar kağıtları üzerine yerleştirilen Jim Shaw’un grotesk çalışmaları; geçmişten günümüze Amerikan politikası, Devlet adamları ve TRUMP eleştirileri ile dolu.


Alicia Framis , ''Cartas al Cielo''

Bu kadar politik çalışmalardan sonra, bir posta kutusu düşünün; ölmüş aramızda olmayan, adresi olmayan sevdiklerimize mektup yollayabileceğimiz, kocaman parlak bir top. Sanatçı Alicia Framis’in 150 cm çapındaki paslanmaz çelikten “CARTAS AL CIELO”su da çok etkileyiciydi.



Anish Kapoor, Randon Triangle, 2016

Mizah unsuru, 1970’lerin geleneksel minimalizm ve kavramsal sanat yaklaşımını harmanlayarak izleyicisine interaktif heykeller yapan Jeppe Hein’in “NO ONE IS LIKE YOU” eseri izleyici ile arasında esprili bir diyalog oluşturuyor. Sanatçı eserleri için; kendi başlarına birşey ifade etmediklerini, ancak izleyicinin katkısı ile ilgi çekebildiklerini vurgulamış.


Jeppe Hein, ''No one is like you - handwritten'' 2018

Yazı: Nurdan Ateş

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız