72890.jpg

Döne Otyam ile Gide Gide Fikret Otyam Üzerine... | ARTtvNews

Döne Otyam ile Gide Gide Fikret Otyam Üzerine... | ARTtvNews
ArtNews 28.12.2017



 

Gazeteci, yazar ve sanatçı kimliği dışında Fikret Otyam, nasıl bir babaydı?
 
Babam bence önce gazeteci, sanatçı ve sonra bir babaydı. Hayatını Anadolu’ya, yazılarına, fotoğraflarına ve sanatına adamıştı. Çocukluğumda hatırladığım çoğu zaman Anadolu’ya yaptığı yolculuklardan dönmesiydi. Klasik bir baba değildi. Çok eğlenceliydi ama yazılarını yazarken, fotoğraflarını tab ederken, Anadolu’dan derlediği türküleri dinlerken eğlenirdim. Bizleri de farklı yetiştirirdi. Olayların, röportajların içine çekerdi. Türküler ninni gibi, röportaj konuları masal gibiydi benim için. Mesela klasikleri okuyarak büyümedim ben. Yazar dostlarının kitaplarını okurdum önce. Yaşıma uygun olmasa da benim için büyük bir ayrıcalıktı. Evimiz şenlikliydi. Kimler gelmezdi ki? Ruhi Su’lar, Orhan Kemal’ler, Orhan Peker’ler, Mahsuni Şerif’ler, oyuncular, gazeteciler…
Keyifliydi ama eksikliğini de hissederdim. Ankara’da olduğu zamanlarda da gazete nöbetleri olurdu. Zor bir baba, çarpıştığım bir baba, özlem duyduğum bir baba ama bir o kadar da dolu dolu yaşayan, yaşatan bir baba…
 




 

Aklınıza yer eden bir öğüdü var mıdır? Bahseder misiniz?
 
Babam her zaman bize dürüstlüğü öğretti. Klasik bir söylem değil benimki. Sevgi ve dürüstlük düsturuydu ve bize de hep bu konuda öğütler verdi. Aslında yaşantısıyla öğretti demek daha doğru olur.
 
Size kalan en büyük mirası nedir?
 
Babamın en güzel mirası bize insan sevgisidir. Anadolu’dur ve Anadolu sevdasıdır.
 




 

Sizin sanat ile ilgilenmeniz konusunda bakış açısı nasıldı?
 
Babamın bu konuda desteği olduğunu söyleyemem. Daha üniversite yıllarımda ona bir sanat galerisi açmak istediğimi yazdığımda cevabı çok moral bozucuydu ve ağırdı. Ben Orhan Peker, Avni Arbaş gibi dostlarını tanıyordum ya, bu bana yeter sanıyordum. Kazın ayağının öyle olmadığını mektubuma cevabında olduğu gibi, ilerleyen zamanlarda anlayacaktım ama virüsü sokmuştu kanıma. Hala kurtulamadım ve dediğimi de yaptım. İleride resimlerimin akıbeti sana emanet, dediği bir gün bunu duymak bana yetmişti…
 




 

Gide Gide Fikret Otyam adlı proje serginiz geçen yıl İstanbul’da, bu yıl Ankara’da gerçekleşti. Serginin Türkiye’nin farklı şehirlerine ya da babanızın çok sevdiği Anadolu’ya taşınma durumu var mı?
 
Böyle bir projeyle babamı anmak, hem de en güzel gününde bizim için büyük mutluluk! Sanatçı dostlarıyla, genç meslektaşlarıyla Gide Gide dediğimizi görse o kadar mutlu olurdu ki… Sanatçı dostlarımızın destekleri sayesinde ve şartlarımız elverdiğince Anadolu’da Gide Gide demeye devam edeceğiz..
 








 

Proje gelişerek ve değişerek mi ilerleyecek yoksa, aynı sergi mi dolaşacak?
Babanız üzerine yeni projeleriniz olacak mı?
 
İstanbul’dan sonra yavaş yavaş gelişti bile.. Çoğaldık, değiştik.. Aynı işler de vardı, eklenen de, değişen de.. Mekan şartlarına göre değişerek, çoğalarak devam etmek en büyük amacımız.. Fikret Otyam Vakfı ile de daha bir çok proje yapmak arzusundayız.
 




 

Proje serginize, sanatseverlerin Ankara ayağında ki tepkisi nasıldı?
 
Ankara muazzam güzel bir şekilde geçti. Ankara izleyicisi her zaman farklıdır. Bu sadece benim fikrim değildir. Bir çok disiplinden sanatçı bu konuda hem fikirdir. Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin Ankara’nın merkezi bir lokasyonunda olması, çok geniş bir kitleye ulaşmamızı sağladı. Babamı son yolculuğuna da oradan uğurlamamız bizler için de çok ayrı bir anlam taşıyordu.






16.000 ziyaretçinin bir sergiyi gezmesi, nasıl bir duygu?

16.000’i aşkın bir izleyiciye ulaştığımızı öğrendiğimde, gerçekten büyük bir mutluluk duydum. Meslek hayatımda böyle bir sayıyı daha önce hiç duymamıştım. Müthiş keyifli bir duyguymuş meğer...


Röportaj: Pınar Saraçoğlu

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız