Base_malzemeler1_Arttv banner 728x90 pixel-7.jpg.jpg

Ansen’den Batlamyus'a Saygı | Yazan Zuhal Demirarslan

Ansen’in x-ist galeride açtığı “Codex Seragliensis: Batlamyus'a Övgü" sergisi gerek biçimsel gerekse içerik olarak bu hafta gördüğüm en iyi sergilerden biri.
Antik çağın en önemli gökbilimcisi Batlamyus’un Atlası olan “Codex Seragliensi”nin hikayesi ilginç.. Fatih Sultan Mehmet tarafından keşfedilip sarayda muhafaza edilen, Cumhuriyet döneminde ise Atatürk tarafından koruma altına alınan bir eserden bahsediyoruz.



 

Fatih Sultan Mehmet’in entelektüel yönünü herkes bilmiyor. Çünkü Osmanlı bu yönüne pek vurgu yapmamış. Oysa Fatih, tipik bir Rönesans adamı. Molla Gürani, Akşemsettin gibi hocalardan eğitim almış. Prof. Celal Şengör, Fatih Sultan Mehmet’in çok sayıda dil bildiğini söylüyor. Sırpça, Yunanca, Farsça, Slavca ve Arapça biliyor. Dolayısıyla bu Atlas’ı ilk keşfedenlerden birinin o olması sürpriz değil. Düşünsenize 13. yüzyıldan kalma bir kitaptan bahsediyoruz ve biliyorsunuz ki bu kitabın orijinali MS 2. yüzyılda yazılmış. Üstelik bu kitaptan dünyada yalnızca üç tane var; biri Vatikan’da, biri bizde, üçüncüsü ise ne yazık ki parçalanmış durumda Danimarka’da.

 
Amerika’nın keşfine sebep olan bir kitap



 

Kristof Kolomb’un Batlamyus'un haritasından bakarak kendi dünya haritasını çizdiği söylenir. Ayrıca Dünyanın merkez olduğunu, bunun üzerinde dokuz kat gök bulunduğunu, her gökte yıldızların olduğunu ilk defa söyleyen Batlamyus’dur.
Yıllarca Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde saklı kalan insanlığın en önemli kitaplarından, Batlamyus diğer adıyla Ptolemaios’un Atlas’ı, Celal Şengör ve İlber Ortaylı’nın büyük katkılarıyla geçtiğimiz yıllarda basılmıştı. Batlamyus Atlası’nın öyküsünü kitabın çevirisini de yapan Prof. Celal Şengör şöyle anlatıyor: “Bu kitap 1464’te Topkapı Sarayı’na geliyor, Fatih korumaya aldırıyor, hatta içinden bir duvar haritası yaptırıyor. Fatih’ten sonra Atatürk’e kadar kitabın izini kaybediyoruz. Fuchs’un iddiasına göre kitap bir ara su içinde kalmış. Hiç kimse ilgilenmemiş, yani o kitabın o hale gelmesi yazık, kardeşi Vatikan’da pırıl pırıl duruyor. 1926’da Atatürk’ün emri ile Topkapı’nın envanteri yapılırken ilk defa ortaya çıkıyor “Ptolemaios Atlası” ve o zaman da büyük sansasyon yaratıyor. Halil Edhem, Eski Eserler Müdürü olarak Topkapı’nın başında. O tarihlerde de Adolf Deismann Berlin Üniversitesi Rektörü, aynı zamanda çok kıymetli bir Yeni Ahit uzmanı. Halil Edhem, Prof. Deismann'a Yunanca kitap bulduklarını ve okuyamadıklarından bahsediyor. Deismann geliyor, ilk önüne koydukları kitap İlyada; nereden buldunuz bunu diye soruyor, Fatih’in kütüphanesinden diyorlar. İkinci önüne koydukları Ptolemaios’un Atlas’ı, onu görünce; “Bir dakika, bu fazla önemli bir şey ama feci durumda, restore edilmesi lazım.” diyor.
Atatürk’e haber veriliyor, paşaya Ankara’ya götürüp göstermek istiyorlar ama kitap harap durumda. Atatürk, “Ben geliyorum, kitabı yerinden kaldırmayın.” diyor.
Atatürk Deismann’a danışıyor o da “Bunu yapabilecek bir adam var, o da Hugo Ibscher ve şu anda Vatikan’da bunun kardeşini restore etmekle meşgul.” diyor. Atatürk; “Davet edersek gelir mi?” diye soruyor. “Ekselans siz davet ederseniz tabii gelir.” deniyor. Hemen davet çıkartıyorlar.” Hugo Ibscher mektuplarından birinde şöyle yazmış; “Türkiye’de bu kitabın ne kadar önemli olduğunu anlayan bir tek kişi var, o da Mustafa Kemal Paşa”.




Ansen sergisini işte bu eşsiz bir dünya kültür mirası olan eser üzerine kurgulamış. Sanatçı, Batlamyus’un merkezi dünya olan evren teoreminden etkilenerek oluşturduğu bu sergide ilginç bir malzeme kullanıyor. Traş köpüğü. Evet yanlış okumadınız. Ansen günlük hayatta kullanılan malzemelerin doğasından esinlenerek yeni formlar oluşturmanın peşine düşen sanatçılardan. Bu sergide de yapıtların neredeyse yüzde seksenini traş köpüğü ile oluşturmuş. Nasıl yaptığını sorduğumda, traş köpüğünü cam üzerine gerek doğaçlama gerekse müdehale ile uyguladığını, daha sonra ortaya çıkan figürlerin fotoğrafını çekerek bu figürleri bir sahne kurar gibi bir araya getirdiğini ve yapmak istediği kurguyu oluşturduğunu anlattı.







Sergiyi gezerken Batlamyus Atlası’nın ışığında Ansen’in kurguladığı gizemli odalara girmiş gibi hissediyorsunuz. Batlamyus’un keşfettiği tanınmış meydanlara göz kırpan eserler, farklı kurgularla o meydanlarda geçen iktidar- güç ilişkilerini anlatıyor. Ansen “The Northern Square” gibi bazı eserlerde de farklı coğrafyaların iklim meselelerine değiniyor. Örneğin kuzey cephesi hep yosun alır, bu yüzden “The Northern Square” adlı eserde figürlerin kuzey tarafını yeşil renkte görüyoruz. Bir yandan da bu yeşille sadakatin ve biatın sonuçlarına da değiniyor.



“Codex Seragliensis: Batlamyus'a Övgü" 15 Aralık’a kadar x-ist galeride ziyaret edilebilir.
 
Yazı: Zuhal Demirarslan
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız