Bir Garip Şehir Efsanesi:"Nasıl Olsa Cennet Var"- Art212 Sanat Galerisi



Bir Garip Şehir Efsanesi:"Nasıl Olsa Cennet Var"
30 Aralık 2013 - 10 Ocak 2014
Art212 Sanat Galerisi



Bir Garip Şehir Efsanesi : “Nasıl olsa Cennet var” karma resim sergisi, 30 Aralık 2013 – 10 Ocak 2014 tarihleri arasında, Nişantaşı ART212 Sanat Galerisi’nde gerçekleştiriliyor. Sergiye katılan dokuz sanatçı “kent ve kentli olma” olgusu üzerinde çalıştılar. Serginin konseptinden hareketle oluşturdukları eserlerini sergileyen sanatçılar;  BANU TARHAN, BERNA ERKÜN, CENK AKALTUN, ESRA KİZİR GÖKÇEN, ESRA ÜNER, ÖZLEM VARGÜN, REFİK YURTSEVER, SİBEL KASAPOĞLU ve SUAT ARIKAN.
“Duyarlı Yaşam” konusunda farkındalık yaratmayı amaç edinen BANA GÖZ KULAK OL DERNEĞİ’ne de serginin gelirinden destek verecek olan sanatçılar, kent yaşamının sorunlarının çözümünde sivil toplum örgütlenmelerinin önemine dikkat çekmek istediler.  
Günümüz insan topluluklarının, kentsel dinamikleri nasıl zorladığını, dönüşürken, değişirken yok edişini, bozguna uğratışını sorgulayan sergi teması:  “ Tüketelim, dönüştürelim, kirletelim, bozalım, hoyratça yok oluşunu seyredelim, nasıl olsa Cennet var ! İçini bulandıralım, sisler kaplasın gökyüzünü, renklerini kaybetsin, ruhumuz kararsın, gözü kapalı dolaşalım, kimse görmesin bizi, sesiz kuytularda kaybolalım, nasıl olsa cennet var… Bu garip şehrin çocukları yok mu?  Bizden sonra tufan mı? Farlılıkların bir bütün içinde kendi kültürünü yarattığı, her biri kendine özgü “Şehirler”. Çeşitli kültürlerden oluşan insanlar topluluğunun ortak paydalarla yaşamaya çalıştığı yapısal ve kültürel bütünlük. Belli kurallar ve uyum içinde bir arada yaşama becerisi, ortak yaşam alanımız, paylaştıklarımız, birlikte oluşturulan.  Bir yandan dünya ile entegre olmaya çalışan, bir yanıyla özgünlüğü ile ayrıcalıklı olmaya çalışan. Bazıları için semtiyle sınırlı, bazıları için dünya açılan kapı… Yaşaması zor, birçokları için kaos, bazıları için bir düzen.. Karmaşa, gürültü, eğlence, zor yaşam koşulları, ekonomik imkânlar, kazançlar kayıplar, doğa özlemi, kaçmak isteyip kaçamamak, yer yurt, geçmiş gelecek, günümüz insanın beklentileri, hayalleri… Ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel ihtiyaçlar, çok seçenekli yaşam… 
İş, aş, eğitim, eğlence, tarih, kültür, sanat için aradığımız, ulaştığımız… Kentsoylu emellerin arenası, bazıları için hayal kırıklığı bazıları için umut. Her ideolojinin her dinin her sınıfın yer edinebildiği, zaman zaman kendi bütünü içinde parçalandığı, her dağılışında yeni bir oluşumla devam ettiği yaşayan bir doku… Kendine özgü ruhu, kokusu, dokusu, sembolleri ile karakteristik. Çelişkiler; Kalabalık ortasında yalnızlık, zenginlik içinde yoksulluk… Dengeler; Yabancılar, yerliler, göçmenler, burjuvalar, köylüler, aydınlar, karanlıklar… Tarih, sanat, eğlence, dinlence… İnsanlık tarihinin izleriyle yoluna devam eden, her bir dönemin kalıntılarıyla yan yana, üst üste biriken, genişleyen, değişen, kabına sığamayan, yaşayan bir organizma… Üreten ancak hızlı tüketen ve biriktirdikleriyle genişleyen, atıklarıyla daralan… Ve gelecekte nasıl bir kent ve kentli olacağı düşleri ve öngörüleri ile yeni oluşumlar, kurgular, planlar… Ve tüm bunlar bir garip şehir söylencesine bırakılabilir mi?”
“Duyarlı Yaşam” konusunda farkındalık yaratmayı amaç edinen BANA GÖZ KULAK OL DERNEĞİ’ne de serginin gelirinden destek verecek olan sanatçılar, kent yaşamının sorunlarının çözümünde sivil toplum örgütlenmelerinin önemine dikkat çekmek istediler.  “Bana Göz Kulak Ol”,  sevilen sinema ve dizi oyuncularımız  Özge Özder, Aslı Tandoğan ve Ayça Varlıer tarafından kurulmuş bir dernektir, amaçlarından biri de sanat ve sanatçının pozitif gücünden destek alarak toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı  pekiştirmek, doğal yaşamı,  hayvanları seven, koruyan bir nesil yetişmesine vesile olmak…  
Müzik:Müzikotek
 

izlenme84.807 izlenme

Yorumlar